| Anasayfa | Ak Sigorta | Güneş Sigorta | Finans Sigorta | Referanslar | İletişim |
|
DÜNYA EKONOMİSİ Son verilere göre, dünya ekonomisinde küresel canlanma genel anlamda yaygınlık göstermektedir. 2004 yılında dünya hasılasının artış hızının, tarihsel ortalamasının üzerine çıkarak, %5 oranında gerçekleşeceği öngörülmektedir.Ancak, son dönemde petrol fiyatlarının yüksek oranda artması ve halen anlılığını korumakla birlikte, büyümenin 2004'ün ikinci çeyreğinden itibaren başta ABD, Japonya ve Çin'de olmak üzere, hızını bir ölçüde kaybetmesi sebebi ile 2005 yılında küresel canlanmanın yavaşlayacağı tahmin edilmektedir. ABD'nin belirleyici olduğu küresel canlanma sürecine, başta Çin ve Japonya olmak üzere Asya ülkeleri önemli katkı sağlamaktadır. Latin Amerika ve diğer yükselen ekonomilerde hızlı bir toparlanma yaşanmakta, Afrika'da da beklentilerin iyileştiği gözlenmektedir. Euro alanında da canlanmanın hız kazandığı dikkati çekmekle birlikte, bu iyileşmenin yeterince güçlü olmadığı, ülkeler arasında farklılıklar gösterdiği ve Almanya başta olmak üzere, bazı ülkelerde büyük ölçüde dış talebe bağlı olarak gerçekleştiği görülmektedir. Bu durumda, 2005 yılında dünyadaki büyümenin %4,3 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. Büyümedeki gelişmelere paralel olarak, 2003 yılında %5,1 oranında artan dünya ticaret hacminin, 2004 ve 2005 yıllarında, sırasıyla %8,8 ve %7,2 oranında artacağı tahmin edilmektedir. Satın alma gücü paritesine göre, 2003 yılı sonunda175 ülke 50,4 trilyon dolar GSYİH yaratmıştır. Bu rakamın %55,5'i sayısı 29 olan gelişmiş ülkelere aittir. ABD, tek başına dünya gelirinin %21,1'ine sahip iken 50,4 trilyon dolarlık dünya gelirinin %44,5'i sayısı 146 olan gelişme yolundaki ülkeler tarafından paylaşılmaktadır. %3,2'si 48 ülkeden oluşan Afrika'ya, %2,8 'i ise 14 ülkeden oluşan Ortadoğu'ya, %7,6'sı 33 ülkeden oluşan ve aralarında Brezilya, Arjantin ve Meksika'nın da yer aldığı, batı yarımküre ülkelerine ait iken Türkiye, 2003 yılındaki GSYİH'si ile dünya gelirinin binde 1'ine sahiptir. 2004 ve 2005 yıllarında gelişmiş ekonomilerin ithalatında ciddi bir artış olması beklenmektedir. Bu artış 2004 yılında %7,6 ve 2005 yılında %5,6’dır. Son üç yılın ortalama artış oranının %2,7 olduğunu dikkate alırsak dünya ticaretinde düzelme beklenmektedir. TÜRKİYE EKONOMİSİ 2001 yılında ülkemizde yaşanan ekonomik krizin ardından uygulamaya konulan ekonomik program, istikrarlı bir ekonomi sağlamanın yanı sıra köklü bir yeniden yapılanmayı da beraberinde getirmiştir. 2004 yılı ülke ekonomimizde yaşanan değişimlerin en belirgin olduğu dönemdir. Bu dönemde, 2002 ve 2003 yıllarında sağlanan kazanımlar korunmuş ve makroekonomik göstergelerin giderek iyileşen bir seyir göstermesi sağlanmıştır. Tüm bu olumlu gelişmelerin kaynağını ise yapısal reformlar oluşturmuştur.Özellikle mali disiplin anlayışının yerleşmesi ve Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ekonomik göstergelerdeki iyileşmenin temel belirleyicileri olmuştur. 2004 yılında, başta AB üyeliği olmak üzere Kıbrıs, IMF gibi ülkemiz açısından önem taşıyan hassas konularda çözüm odaklı politikalar sürdürülerek ortaya çıkması muhtemel kriz ortamları önlenmiştir. 2002 yılında başlayan büyüme eğilimi 2004 yılında yatırım ve tüketim harcamalarındaki artışında etkisi ile güçlenmiştir. Milli gelir, 2002 yılında %7,9, 2003 yılında %5,9 ve 2004 yılının dokuz aylık döneminde %9,7 oranında artış göstermiştir. 2004 yılının birinci çeyreğinde Türkiye Gayri Safi Milli Hasılası %12,4, ikinci çeyreğinde %14,4, üçüncü çeyreğinde %4,7 ve 2004 yılının dokuz aylık döneminde 101 Katrilyon TL düzeyinde gerçekleşerek %9,7 oranında büyüme göstermiştir. Bu durumda yıl sonu hedefi olan %10 büyüme oranına ulaşılması beklenmektedir. 2004 yılı Gayri Safi Milli Hasılası’nın 290 Milyar dolar civarında gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Büyümenin asıl gücünü oluşturan ihracat 2004 yılında da artarak yükselişine devam etmiştir. Merkez Bankası’nın bu süreçte çeşitli dönemlerde faiz indirimine gitmesi, faizlerin düşmesini sağlamış, dolayısı ile ertelenen harcamaları yeniden canlandırmıştır. Dış taleplerdeki gelişmelere iç talepteki canlanmanın da katılımı tüketim, yatırım ve hammadde ithalatını da tetikleyerek cari açığın genişlemesine neden olmuştur. Böylece 2004 yılında; 2003 yılına göre ihracat %32,8 artarak 62.774 milyon dolar; ithalat %40,1 artarak 97.161 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. 2003 yılında 22.087 milyon dolar olan dış ticaret açığı, 2004 yılında %55,7 oranında artarak 34.388 milyon dolara yükselmiştir. 2002 ve 2003 yıllarının ardından 2004 yılında da enflasyon hedeflerine ulaşılmıştır. 2004 yılında enflasyon %9,3 oranı ile hedeflen oranın 2,7 puan altında kalmıştır. 2004 yılı Aralık ayında yıllık enflasyon TEFE’de %13,8, TÜFE’de ise bir önceki yılın aynı dönemine göre 9 puan azalarak %9,3 oranında gerçekleşmiştir. Sıkı para ve maliye politikalarının uygulanması, hassas olan ekonomimizde güven sağlamış böylece ekonominin kırılganlığı azaltılmıştır. Genel anlamdaki yeniden yapılanma süreci ile birlikte para politikaları da düzenlenmiştir. Bu süreçte, dalgalı kur rejimi uygulanmaya başlamış Merkez Bankası’nın temel amacı fiyat istikrarını sağlamak olmuştur. Uygulamalar sonucunda, para talebinde yatırım araçlarının payı TL bazında artmış ve TL yeniden değer kazanmıştır. 2001 krizi sonrası sabit kur rejiminden serbest kur rejimine geçilmesi Merkez Bankası’nın faiz yönetimini kolaylaştırmıştır. Merkez Bankası, kontrollü para politikasıyla birlikte kısa vadeli faiz oranlarını 2004 yılında da etkin olarak kullanmaya devam etmiştir. 2002 yılından 2004 yılı sonuna kadar 16 kez faiz indirimine gidilmiş, böylece kısa vadeli faiz oranları %16’lara kadar gerilemiştir. 2004 yılı Türkiye ekonomisi açısından olumlu bir yıl olmuştur. 2005 yılı için de bu olumlu havanın korunmasına yönelik beklentiler hakimdir. |
||||||||
| Ankara Yolu 6. KM Şeker Fab. Yanı Mitsubishi Susal Plaza Üstü (0 352) 332 60 00 |
|
| Tasarım & Hosting | | OnRWEB.net | |